« Önceki |

25/6/2008

Bir Adın Kalmalı.


 

Bir Adın Kalmalı 

Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
Aynaların ardında sır,
Yalnızlığın peşinde kuvvet.
Evet nihayet bir adın kalmalı geriye
Bir de o kahreden gurbet.
Sen say ki ben hiç ağlamadım,
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi,
Geceleri koynuma almadım ihaneti,

Ve bütün şiirler gözlerini bütün şarkılar saçlarını söylemedi.

Hele nihavent hele buselik hiç geçmedi fikrimden
Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın
İçimin nehirlerinden.
Evet yangın,
Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan,
Evet kaybetmenin o zehirli buğusu,
Evet isyan,
Evet kahrolmuş sayfaların arasında adın.
Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı.
Bu sevda biraz nadan,
Biraz da hıçkırık tadı,
Pencere önü menekşelerinde her akşam.
Dağlar sonra oynadı yerinden
Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca.
Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam
Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı.
Yani ben seni sevdiğim zaman,
Ayrılık kurşun kadar ağır, gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın.
Yine de,
Bir adın kalmalı geriye
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde.
Aynaların ardında sır,
Yalnızlığın peşinde kuvvet,

 

Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye,
bir de o kahreden gurbet...
Beni affet,
kaybetmek için erken,
sevmek için çok geç...

Bir adın kalmalı  geriye

Ayrılık kurşun kadar ağır

Beni affet,

kaybetmek için erken,
sevmek için çok geç...

   İbrahim Sadri


16/6/2008

Beklede Gör.

Beklede gör

Dolu dizgin akan sular durulacak beklede gör,

beklede gör,
Karşı duran fırtınalar yorulacak beklede gör

Pervane aşıklar, Sönmeyen ışıklar, Karanlığı boğacak
Gidenle gitmedi, Umutlar bitmedi, Bir gün güneş doğacak

Aşılmayan yüce dağlar yarılacak beklede gör,

beklede gör
Aydınlığa yolumuz var,

varılacak beklede gör.Agliyor

27/5/2008

Şairlerden Güzel sözler

12/5/2008

Canım İstanbul.

 

Canım  İstanbul

 

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;

Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;

O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.

Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;

Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.

Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,

Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

 

İstanbul benim canım;

Vatanım da vatanım...

İstanbul,

İstanbul...

 

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;

Servi, endamlı servi, ahrete perdelik...

Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;

Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...

Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;

Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..

Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;

Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

 

O manayı bul da bul!

İlle İstanbul'da bul!

İstanbul,

İstanbul...

 

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;

Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.

Oynak sular yalının alt katına misafir;

Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.

Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,

Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...

Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?

Cumbalı odalarda inletir "Katibimdi...

 

Kadını keskin bıçak,

Taze kan gibi sıcak.

İstanbul,

İstanbul...

 

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!

Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...

Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,

Ada'da rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.

Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından

Hala çığlıklar gelir Top kapı sarayından.

Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;

Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan

Türkçesi bülbül kokan,

İstanbul,

İstanbul...   

     Necip Fazıl Kısakürek

24/10/2007

Geldim İşte.

Geldim işte...

  

yaz vakti apansız inen yağmurlar gibi

kar gibi, rüzgar gibi geldim kapına

bir bulut izini bırakarak doruklarda

sana kalmasını istediğin aşk kadar

su kadar                  

         gün kadar

                    gül kadar geldim

geldim işte…

yitirerek bir ordu sevinci

surdan bir ömrün eteğinde

 

24/10/2007

Dua

 

DUA

 Bende sıklet, sende letafet....

Allah'ım affet !

Lâtiften af bekler kesafet....

Allah'ım affet !

Etten ve kemikten kıyafet.....

Allah'ım affet !

Şanındır fakire ziyafet...

Allah'ım affet !

Acize imdadın şerafet....

Allah'ım affet !

Sen mutlaksın, bense izafet !

Allah'ım affet !

Ey kudret, ey rahmet, ey re'fet !

Allah'ım affet !

NFK.

 

24/10/2007

Dört Kapı Kırk Makam

    

Aşk ile dolandım divane oldum

Dört kapı kırk makam aşmaya geldim

Mürşidim ol diye pervane oldum

Hakiki bir kelam duymaya geldim

 

Hünkârım fikirde ufuklar açtı

Pir Sultan Hak için serinden geçti

Göçmen kuş misali gelenler göçtü

Ben de bir mihmanın olmaya geldim

 

Kendimi herkesten hakir görürüm

Kalbimi imandan fakir görürüm

Ne yana döndüysem ters görürüm

Serimde özümü bulmaya geldim.

 

 

24/10/2007

Aralık Kapı

 

 

ARALIK KAPI

 Bu dünya bir kuyu , havasız çömlek;

Daralıyorum !

Kelime manayı boğan bir gömlek !

Paralıyorum !

Allah ismi varken lûgat ne demek !

Karalıyorum !

Kapımı , buyursun diye o Melek;

Aralıyorum !

 

24/10/2007

Kapı İçre Kapı

 

Bir kapı açtım: ismi merak'tı..
Kapı içre kapılar açıldı. Bir kapıda mazi, bir kapıda müstakbel..
Bir kapıda kainat, bir kapıda ahiret..


Basamaklar, geleceğe tırmanıyordu..
Basamaklara basmadığımda, geçmişten başkasını görmüyordum..
Müstakbel hayal oluyordu..


Açtığım merak kapısını kapatıp, gidemiyordum bu diyardan.
Kapısız bir zaman dilimi arıyordum..


Sonra buldum, bugün'ümdü kaybolan..
Kapısı olmayan..
Kapalı olan şeye kapı konurdu..
Bugün ise; açıktı bana..

Ve merak kapısının, açtığı en güzel şey
yaşamıma kattığı en önemli şey
bugünümdü..

mazinin ve müstakbelin ortasında..
bugünümü kucakladığımdan beri..
güzelleşmişti iç dünyam..
küçük, küçücük dünyam..

Merak kapısı, hala açık..
Bilmiyorum, başka neler daha getirecek,
Neler bırakıp gidecek avuçlarıma.